Twitter’ı Hilal Cebeci mi büyüttü ?

Micro-Blogging sitesi olan Twitter.com bu yaz Türk kullanıcılar arasında oldukça popülerlik kazandı. Türk kullanıcıları arasında en çok takipçisi olan Cem Yılmaz yaz başında 500bin’e yakın takipçiye sahipken şu an bu sayı 1milyona ulaşıyor.

Peki bu artışın başlıca sebebi Hilal Cebeci olabilir mi? Bence Evet olabilir.

“Hilal Cebeci olayı” nedir ? HC’nin kendi anlatımına göre kısaca özetleyelim:

“HC temmuzun ilk haftasında Bodrum’da tatildedir. Hastalanır ve erkenden yatmak ister. Yatmadan önce de kendi fotoğrafını çekip Twitter’da paylaşır.  O an 12bin civarında olan takipçi sayısı hızla artışa geçer. O kadar hızlı artışa geçer ki HC artık gazetelere ve TV programlarına çağrılmaya başlar.”

Bu olaydan biraz geç haberim olsa da, hemen konu ile iligili gözlemler yapmaya başladım. HC ile ilgili aşağıda sıralayacağım (akademik olmayan) sonuçlara ulaştım:

1. Konuya Hakim: HC’yi çeşitli TV programlarında izlediğim kadarıyla sosyal medya konusuna oldukça hakim olduğunu farkettim. Sosyal medyayı, katıldığı programlardaki sunucuların çoğundan daha iyi biliyor ve konuya hakim.

2. Takipçileri ile iletişime geçiyor: bence HC’nin başarısındaki en önemli davranışlardan biri. Takip ettiğim kadarıyla takipçileri ile sürekli iletişimde. Her zaman çok ciddi ve uzun cevaplar vermese de yazılara olumlu ve gülümseyen suratlı cevaplar veriyor. henüz sayı veremiyorum ama twitlerinin çoğu takipcilerine cevap niteliğinde.

3. Panpiş kavramı: HC’nin başarısındaki önemli noktalardan biri de takipçilerini adlandırması. Takipçilerin bazı twitlerinden bu kavramı oldukça benimsedikleri ve sevdikleri anlaşılıyor. Bu anlamda takipçilerinde bir aidiyet duygusu uyandırıyor bu kavram.

4. Rahat ve İçten: TV’de de Twitter.com’da da kullandığı dil oldukça rahat ve içten. Üstelik karşı tarafıda rahatlatıcı cinsten.

5. Profesyonel:  Bir TV programında kendisine “sen bu işi para için mi yapıyorsun” sorusuna net biçimde anlaşma aşamasında olduğu firmalar olduğunu belirtmişti. Dolayısıyla işin profesyonel boyutunun farkında ve bunu söylemekten çekinmiyor.

6. Değişim: HC ile ilgili önemli bir değişim Ramazan ayı içinde ve sonrasında yaşandı. Ramazan ayına kadar açık fotograflar gönderen HC, ramazanda bu fotoğrafları kesti. Ne var ki kullanıcı sayısı artmaya hala devam etti.

7. Twitter’ı büyütmek: HC’nin takipçilerini genel olarak inceledikten sonra ki düşüncem bu kullanıcıların çoğunun yeni kullanıcılar olduğu yönünde. Twitter hesap sayısındaki artışın pek çok nedeni olabilir. Fakat şu bir gerçek ki HC sayesinde Twitter hiç olmadığı kadar konuşuldu ve bunun twitter kullanıcı sayısını arttırdığını söylemek çok yanlış olmaz kanaatindeyim.

8. Kimler Takip Ediyor: twitter ile ilgili en büyük yanılgı belki de Takipçi ile Fanatik kelimelerinin eş anlamılı kullanılmasında. İnsanlar bir başkasını sadece sevdiği için değil, merak ettiği veya yazdıkları ile dalga geçmek veya yermek gibi başka amaçlar ile de takip edebiliyor. Dolayısıyla şuan 500bin e ulaşan takipçilerin tamamının HC hayranı olduğunu söylemek çok mümkün olmayacaktır.

9. Kutuplaşma: HC twitter aleminde bir kutuplaşmaya da sebep olmuş durumda. HC hakkında bir şey yazdığınızda Anti-HC’ciler tarafından küfürlü mesajlar ile karşılaşabiliyorsunuz. Ne var ki olumlu veya olumsuz HC hakkında yazılan herşey istatistiklerde HC’yi yukarılara taşıyor. Bu yüzden,  Twitter istatistik sitesi olan Twitturk.com’da HC genellikle en çok konuşulan ilk beş arasında yer alıyor.

10. Soyunmak İşe Yarıyor mu ?:  Bu sorumun cevabını bir sonraki yazıma saklıyorum..

Akıllı telefon mu cep bilgisayarı mı?

Uzun süredir eski küçük ekranlı telefonumdan mobil internet kullanıyordum. Hatta akıllı telefonu olan pek çok arkadaşımdan daha fazla kullanıyordum diyebilirim. Sonunda ”bir telefona o kadar para verilir mi?” düşüncemi aşıp bir akıllı telefon aldım. Bir haftalık kullanımımın sonuçlarını şöyle özetleyebilirim.

Akıllı Telefon değil cep bilgisayarı

Öncelikle bu konudaki en büyük hata  bu cihazlara telefon denmesi. Bunlar aslında telefon özelliği de olan cep bilgisayarları. O kadar ki, yeni cep telefonumu aldığımdan beri evdeki dizüstü bilgisayarımı hemen hemen hiç açmadım. Çünkü onunla yaptığım her şeyi yeni akıllı telefonumla yapabiliyorum.

Senelerce basit bir telefon kullanıyor olmakla övünmüştüm ve halen bununla övünen arkadaşlarım var. Fakat kişisel ihtiyaç ve eğlenceniz için bilgisayar kullanıyorsanız, bu akıllı telefonları eski basit cep telefonları ile karşılaştırmayın derim. Şu geçtiğimiz bir hafta içinde yeni telefonumun en az kullandığım özelliği telefon olma özelliği olabilir.

Her an yanımda

Hayat insan pek çok şey öğretiyor. Bana öğrettiği önemli bir şey de her an her yerde sonunu bilmediğim bir beklemeye girebilecek olmamdır. Bu sebeple yanımda bir kitap bulundurmak isterim. Böylece zamanı boşa geçirmemiş olurum. Ne var ki yanımda kitap taşımak her zaman mümkün olmuyor. Akıllı telefonlar burada çok iş görebilir. İster bir şeyler okuyabilirsiniz ister oyun oynayabilir, epostaları kontrol edip cevaplayabilirsiniz. Özetle ek bir cihaz taşımadan kişisel verimliliğinizi arttırabilirsiniz.

İnternet her yerde

Yeni telefonumu aldıktan sonra otobüsle şehirlerarası yolculuklar yapmak durumunda kaldım. Hiç beklemediğim otobüs firmalarında bile artık kablosuz internet erişimi var. Benzer şekilde İstanbul’da zaman geçirdiğimiz pek çok yerde de kablosuz internet erişimi mevcut. Yani bir 3G internet paketine abone olmasanız da pek çok yerden internete erişme imkânınız var.  Ama bir noktadan sonra internete sürekli bağlı olmak isteyeceğiniz için bir internet paketi alırsınız muhtemelen.

Pili Ömrü

Akıllı telefonlarla ilgili gelişmeye açık en önemli alan pil ömrü. Günde 3-4 saat civarında internete girdiğinizde benim telefonun pili bitiyor. Yani akşam tekrar şarj etme ihtiyacı duyuyorum. Eğer  internet ve 3G kullanmazsanız daha uzun süre dayanır diye tahmin ediyorum. Bu süreyi söylediğimde arkadaşlar doğal olarak pil ömrünü kısa buluyor. Fakat bu noktada cihaza bilgisayar olarak bakarsak karşılaştırmayı dizüstü bilgisayarlarla yapmamız lazım. Böyle bakınca da süre bence çok kötü değil. Üstelik bu telefonun şarj aleti dizüstü bilgisayarınkinden çok daha küçük ve kolay taşınabilir.

GPS

Bu akıllı telefonlarda küresel pozisyonlama sistemi (GPS) de mevcut. O ne işe yarar diyenlere hemen bir örnekle anlatayım. Dün akşam bir düğüne gitmem gerekiyordu. Mecidiyeköy’e gelince telefonda navigasyon uygulamasını açtım. Nerede olduğumu anladı, gitmek istediğim yeri seçtim ve bana hemen yol tarifi çıkarttı. Bu özellik ile cihaz, dizüstü bilgisayarların da önüne geçiyor.

Gelişime Açık Pazar

Son olarak akıllı telefonlar çeşitli uygulamalar ile gelişime açık. Bir uygulama pazarı mevcut ve burada çok farklı oyunlara ve araçlara ulaşabiliyorsunuz. Örneğin, son indirdiğim uygulamadan örnek vereyim. Koşuya çıkarken bu uygulamayı çalıştırıyorsunuz açık alanda koştuğunuz sürece yerinizi kaydediyor ve spor bittiğinde ne kadar sürede nasıl bir rotada koştuğunuzu kaydediyor. Bu uygulama pek çok kişi için tek başına bir akıllı telefon almak için yeterli bir sebep olmayabilir. Fakat bir akıllı telefon aldıktan sonra, hayatınızı kolaylaştıracak bu ve pek çok benzeri uygulama edinerek telefonunuzun özelliklerini geliştirme imkanınız var.

Web 2.0 ve ilgili teknolojiler

Web 2.0, 2004 yılında bir konferans toplantısında beyin fırtınası sonucu ortaya çıkan bir kavram. İnternet kullanıcı açısından bakıldığında, kullanıcıların katılımını ve paylaşımını en üst seviyeye çıkaran kolay kullanımlı araçlar (blog, viki, RSS ve sosyal imleme) ve ilgili teknolojiler (Ajax, Flash vb)  olarak tanımlanabilir. Web 2.0’ı farklı kılan en büyük özellik hem internet kullanıcıları arasında hem de kullanıcılar ile firmalar ve içerik sağlayıcılar arasında işbirliğine imkan tanımasıdır. Klasik olarak internette bir içerik yayınlandığında kullanıcı bu içeriği sadece okurken, Web 2.0 teknolojilerinde ise, etiketlemek, paylaşmak, yorum yapmak ve içeriği güncellemek mümkün. Diğer bir değişle, Web 2.0 internet kullanıcıları arasındaki yayınlayanlar-izleyiciler ayrımını, “katkıda bulunanlar” olarak değiştiren bir kavram.

Web 2.0 ve beraberinde gelen kullanıcılar arası paylaşımı destekleyen önemli araçlar mevcut. Bu araçlara kısaca bakacak olursak:

  • Youtube: İnternetin ilk senelerinde çektiğiniz bir videoyu yayınlamak için, öncelikle bir web siteniz olmalı, barındırma hizmeti veren şirketin videoları destekliyor olması ve gerekli diğer yazılımların hazır olması gerekliydi. Youtube ve benzeri video platformları ile artık çektiğimiz videoları yüklüyor ve paylaşabiliyoruz.
  • Flicker: Flicker fotoğraf paylaşım sitesidir ve Web 2.0’ın getirdiği mantıksal değişikliği anlatmak için güzel bir örnektir. Klasik fotoğrafçılıkta çekilen fotoğraflar fotoğrafçılara götürülür, tab ettirilir ve bastırılırdı. Web 1.0 mantığında bu akış şu şekilde değişti, artık çektiğimiz dijital fotoğrafları baskı yapan bir siteye (www.fotoev.com gibi) sitesine gönderiyor ve basılan fotoğrafları posta ile alabiliyorduk. Web 2.0’da ise çekilen fotoğraflar artık fotoğraf paylaşım platformlarına yüklenerek hiç basılmadan internette paylaşılmaya başlandı.
  • Facebook: Dünyadaki en popüler “sosyal ağ” web sitesidir. Bir eposta ve şifre ile ücretsiz olarak üye olunan sitede, fotoğraf ve video paylaşmak, arkadaşlar ve tanıdıklarla mesaj yollamak ve çeşitli uygulama ve paylaşımlar sayesinde iletişim kurmak mümkündür. Dünya genelinde 500 milyon kullanıcısı olan uygulamada kullanıcılar hergün ortalama 46 dakika harcıyor [1]
  • Blog: Blogger, WordPress gibi hizmet sağlayıcılar aracılığı ile, tüm internet kullanıcılarının kısa bir süre içerisinde istedikleri konular ile ilgili içeriklerini oluşturabildikleri, yorum toplayabildikleri kolay kullanımlı yazılım ara yüzleridir.
  • Viki: Kullanıcıların içerik girişi yapabildiği, veya mevcut içeriği, herhangi bir internet tarayıcısı dışında bir şey kullanmadan, güncelleyebildiği web sitesi yazılımlarıdır. Vikiler, temelde kolektif güven’e dayanır. Kullanıcıların içerik girmesi için HTML bilmesine gerek yoktur. En bilinen viki örneği www.wikipedia.com dır. (Viki kelimesi Havai dilinde hızlı anlamına gelen WİkiWiki’den geliyor)
  • Sosyal Etiketleme (folksonomi): Folksonomi, internetteki bilgi ve URL ile ulaşılabilen tüm içeriklerin, kişiler tarafından özgürce ve kendi kullanım amaçlarına uygun olarak etiketlemesi sonucu oluşur. Etiketleme sosyal bir ortamda gerçekleşir ve çoğunlukla herkese açıktır. Folksonomi bilginin, bilgiyi kullanan kişi tarafından etiketlenmesi ile oluşur [2].
  • Sosyal İmleme: İnternette erişilebilen kaynaklarının artması, bu içeriklere kolay ulaşım ve dolayısıyla gruplanması ihtiyacı doğurmuştur. Sosyal imleme, internet kullanıcılarının, internetteki kaynakların yer imlerini (bookmark)  depolamak, aramak ve yönetmek için kullandığı bir yöntemdir [3]. Kullanıcılar, kaynağı paylaşmadan, kaynağa ait tanımlayıcı bilgileri paylaşmakta, yorumlarını ve beğenilerini belirten notlandırmalar yapabilmektedir. http://www.delicious.com/ sosyal imleme sitelerine örnek olarak verilebilir.
  • RSS Beslemeleri: RSS (Realy simple Syndication), webde kullanılan çeşitli besleme yöntemlerinden biri ve en çok karşılaşılanıdır. RSS, genellikle web siteleri, bloglar ve podcastler tarafından kullanılan, yeni eklenen içeriğin kullanıcılara kolaylıkla ulaştırılmasının ve takip edilmesini sağlayan özel bir dosya formatıdır. RSS okuyucu programlar ile kullanıcılar istedikleri sitenin RSS abonesi olabilir ve site içeriğini kolay biçimde takip edebilir.

Yukarda bahsettiğimiz kavramlar artık internete her girdiğimizde görebileceğimiz ve kolayca kullanmaya bayabileceğimiz araçlar. Bu araçların arkasında bir de Web 2.0’ın gelişimde çok büyük rol sahibi olan teknolojiler var; RIA (Rich Internet Applicaiton), Ajax, Flash,Web Services, Mash-up, SOA (Service Oriented Architecture) ve SaaS (Software as a Service). Bu teknolojiler ile ilgili özet bilgileri farklı bir yazıya bırakmayı tercih ediyorum.

Tablo 1: Web 1.0 – Web 2.0 karşılaştırması

Web 1.0 Web 2.0
mp3.com –> Napster
Britannica online –> Wikipedia
Kişisel web sayfaları –> blogging
Alan adı spekülasyonu –> Arama motoru optimizasyonu
Sayfa gösterimi –> cost per click (click başı maliyet)
Sayfa eşelemek –> Web hizmetleri
Yayınlamak –> Katılmak
İçerik Yönetim sistemleri –> Vikiler
Taksonomi –> Folksonomi (Sosyal Etiketleme)

Tim O’Reilly Web 1.0 ile Web 2.0 arasındaki farklılıkları Tablo 1’deki şekilde ifade etmektedir. Birkaç örnek üzerinden bakacak olursak;

  • Hangi bilgi, hangi kaynak: Web 2.0’da artık belirli bir internet sitesinden müzik indirmek yerine kullanıcılar birbirlerinin arşivlerini paylaşmaktalar. Bir bilgiye ihtiyaç duyduğunda ansiklopedi websiteleri yerine Vikilere (öncelikle wikipedia)  kullanılmakta.
  • Katkı: Artık tek yönlü bilgi paylaşımı sağlayan websiteleri yerine, yorum yapmaya açık kolay kullanımlı bloglar kullanılıyor.
  • Bilgi Paylaşımı: Web 1.0’da bir veri internette yayınlandığında, bu verileri internet sayfasından eşeleyerek çıkartmak için programlar yazılırdı (günlük kurlar, hava durumu vb.) Web 2.0 da ise web servisleri ile bu verilerin paylaşılması farklı uygulamalarda kullanılması destekleniyor.
  • Kategorizasyon: Bir uzman tarafından gerçekleştirilen bir kategorizasyon yerine artık internetteki bilgiler, o bilgileri üreten ve kullanan kişiler tarafından sosyal biçimde kategorize ediliyor ve kaynaklara erişim sağlanıyor.

İnternetteki bu gelişmelere ayrı ayrı odaklanıldığı zaman büyük resmi gözden kaçırabiliriz. Toplu olarak baktığımızda ise bilgi, paylaşım ve sosyalleşme kelimelerinin ciddi biçimde farklılaştığı görülebilir. Kaçınılmaz bir şekilde bu değişim müşteri davranışlarında, firmalardaki süreçlerde ve tedarik zincirinde değişikliklere yol açması kaçınılmaz.

[1] http://www.facebook.com/press/info.php?statistics
[2] http://vanderwal.net/folksonomy.html
[3] http://en.wikipedia.org/wiki/Social_bookmarking